“Komünizm tembelliği besler” teorisinin çürütülmesi – Yao Wenyuan

Bu makale Yao Wenyuan tarafından Büyük İleri Atılım (1958-1961) döneminde kaleme alınmıştır.

Bazı kapitalistler ve burjuva entelektüeller, Komünizmin tembelliği besleyeceğinden kaygı duymaktadır. Bilinçli emekçi insanların gözünde bu temelsiz bir endişedir ve tartışmaya değmez; ancak zihinlerinde hâlâ bireyciliğin filizlenebileceği bir zemin bulunan kişiler bu teoriye büyük ilgi gösterir ve başkalarını kendileriyle karşılaştırarak, gelecekteki Komünist toplumda başkalarının tembel olacağını düşünürler. Şöyle derler: “Rahatı sevmek ve çalışmaktan hoşlanmamak insan doğasıdır”, “İnsanın arzuları sınırsızdır ve herkesin ihtiyaçlarını karşılamak her şeyi kargaşaya sürükler”, “Çalışkan bir insanın şöhret, mevki, derece vb. gibi teşviklere ihtiyacı vardır. Bunların hepsi ortadan kalkarsa kim çalışkan olacak?” Tartışmalar bu doğrultuda sonsuza dek sürer. Bu soruyu ciddi biçimde ele almamız gerekmektedir.

Bir Komünist toplumun tembel insanlar yetiştireceğini düşünen kişiler, tembelliği toplumsal koşullarla hiçbir ilgisi olmayan, insanlığın ortak bir doğası olarak görürler. Onlara göre çalışmaktan hoşlanmamak insanın doğuştan gelen bir eğilimidir; insan yalnızca daha iyi yemek, daha iyi giyinmek ya da şöhret ve kazanç peşinde koşmak istediği için çalışmaya zorlanmaktadır ve bu tür teşvikler ortadan kalktığında tembel olacaktır. Kendileri böyle düşündükleri için başkalarının da aynı şekilde düşündüğüne inanırlar. Komünizmin tam da zihinlerindeki bu düşünceyi dönüştüreceği hiç akıllarına gelmez. “Yaz böceklerine kardan söz edemezsiniz.” Emek karşısında sömürücü sınıfların bu tutumu değişmeden, Komünizm hakkında hiçbir şeyin doğru biçimde anlaşılması mümkün değildir.

Bilinçli işçiler ve köylüler tembellik sorunundan asla kaygı duymazlar; çünkü “rahatı sevip çalışmayı sevmemek” ya da “emeğe göre ücret” gibi fikirler onların zihinlerine hiç girmez. Komünist bir toplumda herkesin yaşam ölçütü olarak “birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” ilkesini benimseyeceğini doğal olarak düşünürler. “Komünizm tembelliği besler” teorisini savunanlara açık ve dürüst biçimde şunu söylüyoruz: Tıpkı Ah Q’nun ‘manevi zafer yöntemi’nin bir ‘insan karakteri zayıflığı’ olarak görülemeyeceği gibi, tembellik de ‘sınıflar üstü ortak bir insan doğası’ ya da ‘insan karakterinin bir zayıflığı’ olarak değerlendirilemez.*

Tembellik, üretici emekle uğraşmayan sömürücü sınıfın ve onun entelektüellerinin bir yaşam alışkanlığıdır; emekçi halkın küçük bir kesiminde görülen tembellik ise, çalışmaktan nefret eden sömürücü sınıf ideolojisinin etkisi altında oluşmuştur. Komünizmin tembelliği besleyeceğini mi söylüyorsunuz? Muhtemelen emeksiz kazanç elde etme pratiğine hayranlık duyuyorsunuz! Bir beyefendi, hayalindeki Komünist toplumu şu sözlerle tasvir etmektedir: “Komünist toplumda herkes bir kapitalist hayatı yaşayacaktır; günde yarım saat çalışacak, kalan saatlerini balık tutarak, sigara içerek, kanepede uzanarak, çay içip pasta yiyerek geçirecek… melekler kadar mutlu bir yaşam. Yeryüzündeki bir cennet.” Bu, Komünist toplumu bir tembeller toplumu olarak sunmaktır.

Eğer Komünist toplumda herkes bir kapitalist gibi yaşayacaksa, o hâlde başkalarının kapitalist olmasına izin verelim; sömürücü sınıfı ve onun ideolojik etkisini neden ortadan kaldıralım, neden Komünizmi gerçekleştirelim, neden eğitimi üretici emekle birleştirelim? Evet, gelecekteki maddi yaşam standardı kapitalistlerin standardını aşacaktır; ancak burjuva hedonist yaşam tarzı asla ortaya çıkmayacak, çalışkanlık ve sade yaşam bir erdem olarak görülecektir. Komünizmin yüksek maddi standardı, bilinçli emeğin yüksek düzeyinden asla kopuk olmayacaktır. Maddi yaşam standardı ne kadar yükselirse, Komünist bilinçle donanmış emekçiler de herkes için daha çok çalışmanın mutluluğunu ve yalnızca haz peşinde koşmanın utancını o kadar bilinçli biçimde kavrayacaktır.

Komünist emeği Komünizmden ayrı düşünmek, Komünist toplumun özünü ve mutlu yaşamın gerçek anlamını bütünüyle kavrayamamaktır. Komünist toplumu anarşi olarak hayal etmek, bireycilikle örülmüş bir fantezidir. Komünist toplumda demokratik merkeziyetçilik sürekli olarak uygulanacaktır. Demokratik merkeziyetçilik, birey ile kolektif, parça ile bütün, disiplin ile özgürlük arasındaki ilişkileri doğru biçimde ele almanın Komünist yöntemidir. Bazı kişiler Komünizmi kendi bireyci arzularına göre çarpıtmak, onu örgütsüz, liderlikten ve merkeziyetçilikten yoksun bir anarşi olarak göstermek istemektedir. Bunlara karşı dikkatli olmalıyız.

Şimdi yeniden “tembellik” meselesine dönelim. Maymunların (bilimsel terimle insansı maymunların) insana dönüşümü emek sayesinde gerçekleşmiştir. İnsan neden iki ele sahiptir? Para saymak için mi, yoksa “bir fincan demli çayı” alıp kanepeye uzanmak için mi? Maymunlar çağında muhtemelen ne para ne de demli çay vardı; iki elin yavaş yavaş oluşumu emekten kaynaklanmış ve emeği yerine getirmek için gelişmiştir. “Eller yalnızca emeğin organları değil, aynı zamanda emeğin ürünüdür.”¹ Atalarımız tembel olsaydı, muhtemelen bizim gibi bir soy da ortaya çıkmazdı. Dolayısıyla emek, insanı diğer hayvanlardan ayıran birincil ve en temel özelliktir; aynı zamanda insanlığın diğer yönlerden gelişmesinin de temel koşuludur.

Tüm insanlar emek vermeli ve bunu iki elleriyle yapmalıdır. Sömürünün, özel mülkiyetin ve zihinsel emek ile bedensel emek ayrımının bulunmadığı ilkel komünler döneminde insanların “tembellik” diye bir kavramı yoktu. İlkel komünlerde yaşayan insanlar “gün ağarırken işe gider, güneş batınca dinlenir, su için kuyu kazar, yiyecek için toprağı sürerlerdi”² ve tembellikten habersizdiler. Çalışmayan kimse olmadığı için, pratik yaşamda “tembelliği seven tembellerin” var olamayacağı açıktır. Sömürücü sınıfların ve sömürü ile emek arasındaki ayrımın ortaya çıkmasıyla birlikte, toplumsal bir olgu olarak tembellik ve tembeller de ortaya çıktı; halk hikâyelerinde tembellerle alay edilmeye başlandı. Emekçi halkın küçük bir bölümündeki tembellik, tam da emek vermeden kazanç elde eden sömürücü sınıf asalaklarından kaynaklanmaktadır.

Çin halkı çalışkan ve cesur bir millettir. Çin’in ulusal topraklarını çıplak elleriyle işlemiş ve tarihini yaratmıştır. Feodal toplumda en tembel olanlar toprak ağaları ve büyük tüccarlardı; bu, feodal sınıfın aydınları tarafından bile kabul edilmiştir. “Erkekler toprağı sürmez, kadınlar dokuma yapmaz; yalnızca şık elbiseler giyilir, yalnızca en iyi yemekler yenirdi”; zenginlerin yaşamı buydu. Dünyanın en tembelleri onlar değil miydi? “Giysileri kokulandırılmış, yüzleri tıraşlanıp pudralanmış, süslü arabalara binip yüksek topuklu ayakkabılar giyen… prensler gibi ağır ağır dolaşan” bu genç beyefendiler, feodal sınıfın “klasikleri” sayılan Dört Kitap ve Beş Klasik’i bile okuyamayacak kadar, hatta kendi adlarına şiir yazması için başkalarına yalvaracak kadar tembel değil miydi? Birçok imparator da dünyanın başlıca tembelleri arasında yer alıyordu.

Kuşkusuz Komünist bilincin bütün halk arasında büyük ölçüde yükseltilmesi oldukça uzun zaman alacak ve Parti yoğun siyasal ve ideolojik çalışma yürütmek zorunda kalacaktır. Emeği küçümseyen düşünceler çaba ve eleştiri yoluyla bilinçli biçimde dönüştürülecektir. Bu süreçte, tembellik fikirleriyle donanmış az sayıdaki kişi yaşam karşısındaki tutumlarını kökten değiştirecek, düşünceleri yaşam biçimlerindeki değişimle birlikte hızlı ya da yavaş mutlaka dönüşecektir. Karşı-devrimciler, katiller, hırsızlar, dolandırıcılar, serseriler ve diğer istenmeyen unsurlar ikna yoluyla kendilerini reforme etmeye zorlanacaktır. “Yeteneğine göre çalışmayanların”, “ihtiyacına göre alma” hakkına sahip olmalarına halk izin vermeyecektir.

Birkaç yıl sonra Çin’deki tüm insanların Komünizmin yeni insanlarına dönüşeceği ve çalışmayan tek bir kişinin bile kalmayacağı öngörülebilir. Böyle bir toplumda yetişen insanlar çocukluktan itibaren üretici emeğe katılacaklardır. Emeği ve öğrenmeyi, tıpkı yeme alışkanlığı gibi bir yaşam alışkanlığı hâline getireceklerdir. Emek ve öğrenme yaşamın temel ihtiyaçları olacaktır. Çalışmadıklarında, yemek yemediklerinde aç hissettikleri gibi rahatsız olacaklardır. Çocukluktan itibaren Komünist eğitim alacak, toplum için bilinçli ve özverili biçimde çalışacaklardır. Şöhret, mevki ve özel mülkiyet hakkında hiçbir şey hissetmeyecekler; “tembellik” kavramını da bilmeyeceklerdir. Nasıl ki fareleri yalnızca müzede görüceklerse, tembel imgeleri de yalnızca kitaplarda göreceklerdir. Onların “arzusu” yaratıcı emek olacaktır; en büyük mutlulukları, insanlık için yeni zenginlikler yaratmak ve başkalarının daha büyük mutluluklara ulaşmasını sağlamak olacaktır. Bu koşullarda tembellik tamamen ortadan kalkmayacak mıdır?

Kang Youwei³ de Komünizmin tembelliği besleyeceğinden korkmaktadır. Da Tong Shu’da (Büyük Birlik Kitabı) “dört yasak” hayal eder; “ilk yasak tembelliktir.” O, o çağın insanlarının bireyci değil Komünist bilinçte olacaklarını kavrayamaz. Toplumsal varlığın toplumsal bilinci belirlediği teorisini de anlamaz. Sonuçta o bir ütopyacı sosyalisttir; tembelliğin toplumsal bir olgu olarak nasıl ortaya çıktığını ve nasıl ortadan kalkacağını kavrayamaz. Elbette biz, Komünist toplumda her türlü çelişkinin yok olacağına inanan ütopyacılar değiliz. Komünist toplumda da ileri ile geri arasında çelişkiler olacaktır; emeği iyi yerine getirenler de, daha az iyi yerine getirenler de bulunacaktır; ideolojik mücadeleler ve dönüşümler sürecektir. Ancak kolektif yaşamda, geri olanların “tembel” kalmasına izin verilmez. Kolektif güç ile ideolojik ve ahlaki güç o kadar büyük olacaktır ki, geri olanlar hızla ilerlemeye zorlanacaktır.

“Erkek Kardeş ve Kız Kardeş Çorak Toprağı İşliyor” adlı oyunda kız kardeş şöyle şarkı söyler: “Sen genç ve güçlü bir adamsın, nasıl olur da yatakta tembel bir solucan gibi yatarsın?” Erkek kardeş hemen çapayı alır ve tarlaya gider. Bu sahne, Komünist toplumla kıyaslanamayacak olan Yeni Demokratik toplumda görülmüştür. Buradan şu sonuç çıkar: Tembellik toplumsal bir olgu olarak Komünist toplumda kesinlikle ortadan kalkacaktır. Özel mülkiyetten kaynaklanan “tembellik”, özel mülkiyetin ortadan kalkmasıyla birlikte tamamen yok olacaktır.

Bugünkü koşullarda, Komünist ruhun bir parçası olan bilinçli ve özverili emeğe yönelik tutum, Büyük İleri Atılım sürecinde hızla gelişmektedir. Buradan yalnızca tek bir sonuç çıkarılabilir; yoldaş Liu Shaoqi’nin dediği gibi: “Ancak Komünizm bütünüyle gerçekleştirildiğinde tembellik de bütünüyle ortadan kalkabilir.”


¹ Friedrich Engels, Maymundan İnsana Geçişte Emeğin Rolü.
² “Toprak Dövme Türküsü”, Gu Yao Yan.
³ Kang Youwei (1858–1927), Çinli filozof ve reformcu.

*Metinde geçen “Ah Q”, modern Çin edebiyatının kurucusu Lu Xun‘un “Ah Q’nun Gerçek Hikayesi” adlı ünlü eserindeki başkarakterdir. Ah Q, sürekli aşağılanmasına rağmen kafasında kendini hep galip ilan eder (manevi zafer yöntemi). Yazar burada tembelliği, bireysel/psikolojik bir durum değil, toplumsal koşulların (feodalizm veya kapitalizm) yarattığı bir sonuç olarak konumlandırıyor.

Kaynak: Two Writings From Yao Wenyuan, Yao Wenyuan, Chunqiao Publications, December 2024

Önerilenler